Elbirliği ile hiçbir etik kurala uymadan ve en ufak
bir pişmanlık belirtisi göstermeden,
Yassıada'yı turizme kazandırma bahanesiyle
katleden, kıyan, özünden, geçmişinden ve
doğasından koparan, para hırsıyla
gözü dönmüş cellatlar topluluğu, size
sesleniyorum!
Çocukluk yıllarımın rüyalarına
giren iki gizemli ada vardı. Yassıada ve Sivriada...
Burgaz'ın arkasından sisler arasında çok
uzaklarda, hayal meyal seçilir ve ulaşılması
imkânsız gibi görünürdü
gözüme. Hatırımda kalanlar; orada çok
akıntı vardır, yüzmek tehlikelidir, zaten
oralar normal ada denizinden en az 1-2 derece daha soğuktur,
suları yüzlerce metre derinliktedir, çapa tutmaz,
hem çok da köpekbalığı vardır.
Yassıada'ya yaklaşırsan sana ateş ederler,
askeri adadır orası... Bu adalar denizin üzerinde
kayan adeta zarif birer hayaldir. Bazen bütün
ihtişamları ile parlarlar, bazen beyaz bir perdenin
ardına saklanıp görünmez olurlar.
Yassıada'nın üzerinde 1950'li
yılların mimarisi ile adanın iki