Suçun yarattığı zararları gidermeyi ve faili ıslah etmek suretiyle topluma kazandırmayı amaçlayan ve onarıcı adalet anlayışının bir ürünü olan kamu davasının açılmasının ertelenmesi, Cumhuriyet savcısının soruşturma sonucunda yeterli şüpheye ulaşmasına rağmen, kanunda öngörülen şartların varlığı halinde kamu davasını açmak yerine bunu belirli bir süreyle ertelemesini ifade etmektedir. Bu kurum ile failin yeniden suç işlemesinin önlenmesi ve suç sebebiyle doğan zararın giderilmesi amaçlanmakta, ceza hukukunun ıslah edici ve önleyici işlevlerinin yerine getirilmesi hedeflenmektedir.
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi, "Kamu davasını açma görevi" başlıklı CMK 170/2 hükmü kapsamında öngörülen kovuşturma mecburiyeti ilkesinin istisnalarından birini oluşturmaktadır. Genel kural; "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." (CMK 170/2) şeklindedir. Oysaki Cumhuriyet savcısı soruşturma sonunda toplanan deliller yeterli şüphe oluşturduğu halde -şartların varlığı halinde- kamu davasının açılmasını ertelemek suretiyle yargılamaya alternatif çözüm yollarından birine başvurabilmektedir.
Cumhuriyet savcısı üst sınırı üç yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile ertelenmesine karar verebilmektedir. Hükmün lafzından da anlaşıldığı üzere karar Cumhuriyet savcısının takdirinde olup müştekinin veya şüphelinin kabulü şartına yer verilmemiştir.
Kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilebilmesi için şüphelinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkum edilmemiş bulunması gerekmektedir. Hükmün lafzından da anlaşıldığı gibi şüphelinin daha önce işlemiş olduğu taksirli suçlar söz konusu şarta aykırılık teşkil etmemektedir. Şüphelinin kasıtlı suçtan mahkum olduğunun kabulü ise ilgili hükmün kesinleşmesi ile mümkündür. Bir başka deyişle şüpheli kasıtlı bir suç sebebiyle hapis cezasına mahkum edilmiş, ancak ilgili mahkumiyet hükmü kanun yoluna başvurulması veya başvuru süresinin devam ediyor olması gibi sebeplerle kesinleşmemişse Cumhuriyet savcısı tarafından kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilebilecektir. Bu noktada kişinin daha önce kasten işlediği bir suç sebebiyle hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarından birinin verilmiş olması ihtimallerine ilişkin bir değerlendirme yapmak gerekecektir. Belirtmek gerekir ki hapis cezasının ertelenmesi kurumunun sanık hakkında bir mahkumiyet hükmü kurulmasını zorunlu kılması sebebiyle erteleme konusu mahkumiyetin kendisi değil, cezanın ceza infaz kurumunda çektirilmesidir. Dolayısıyla kesinleşmiş bir erteleme kararı, kişi hakkında verilmiş bir mahkumiyet kararı niteliğinde olduğundan kişinin daha önce kasten işlemiş olduğu bir suç sebebiyle verilmiş ve kesinleşmiş hapis cezasının ertelenmesi kararı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına engel teşkil etmektedir. Hal böyleyken kişi hakkında daha önce kasten işlemiş olduğu bir suç sebebiyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kamu davasının ertelenmesine engel teşkil etmemektedir. Zira hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkumiyet hükmünün hukuki varlık kazanmasına engel teşkil etmektedir. CMK 231/5 maddesinin son cümlesinde ifade edildiği gibi "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder." Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2012/12249 Esas, 2013/17314 Karar sayılı 20.11.2013 Tarihli kararında da ifade ettiği gibi "Anılan Yasa maddesinde açıkça 'hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder' denildiğine göre daha önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, niteliği itibariyle 'kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması' şartını ihlal ettiği söylenemez."
Yapılan soruşturmanın, kamu davası açılmasının ertelenmesi halinde şüphelinin suç işlemekten çekineceği kanaatini vermesi kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı için aranan bir diğer şarttır. O halde erteleme kurumunun uygulanabilmesi için şüphelinin soruşturma sürecinde iyi hal göstermesi aranacaktır (İzzet ÖZGENÇ, "Bir Ceza İnfaz Rejimi Olarak Erteleme", Anayasa Yargısı Dergisi, C. 18, Anayasa Mahkemesinin 39. Kuruluş Yıldönümü Nedeniyle Düzenlenen Sempozyumda Sunulan Bildiriler, (25-26 Nisan 2001), Ankara, s. 103.). Şüphelinin sözleri veya tutum ve davranışları suç işlemekten çekinmeyeceği konusunda şüphe uyandırıyorsa Cumhuriyet savcısı kamu davasının açılmasını ertelemeyecektir. Bununla birlikte kamu davası açılmasının ertelenmesinin, kamu davası açılması halinde elde edilecek menfaate nazaran daha yararlı olması, erteleme için aranan bir diğer şarttır.
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumunun onarıcı adalet anlayışının ruhunu en çok yansıtan şartı, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesidir. Dolayısıyla atılı suç sebebiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zarar belirlenebildiği ölçüde Cumhuriyet savcısı tarafından kendisine bildirilen şüphelinin bu zararı gidermesi beklenecektir.
Kamu davasının açılmasının ertelemesi kararı -şartların varlığı halinde- Cumhuriyet savcısının takdirinde iken bazı suçlar ve durumlar bakımından bu karar zorunlu tutulmuştur:
1. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilmesi için gerekli şartlar CMK 171 hükmünde öngörülmekle birlikte; TCK 191 hükmünde tanımlanan "Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak" suçu dolayısıyla yürütülen soruşturma kapsamında CMK 171 hükmünde sayılan şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilmektedir. Üstelik TCK 191/2 maddesi hükmünde "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." denilmekle bu karar Cumhuriyet savcısının takdirine bırakılmayarak zorunlu tutulmuştur. İlgili suç bakımından yürütülen soruşturmalar kapsamında da -genel kurala uygun olarak- erteleme süresi 5 yıldır. Bununla birlikte erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmakta, bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya re'sen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilmektedir. Şüpheli, denetim süresi içinde gerekli görülmesi halinde Cumhuriyet savcısının kararı ile tedaviye tabi tutulabilmektedir. Onarıcı adalet anlayışının bir yansıması olarak Cumhuriyet savcısı şüphelinin erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa ilgili kuruma sevkine karar vermektedir. Kişinin erteleme süresi içinde uyuşturucu madde kullanması, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması veya kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi halinde hakkında kamu davası açılacaktır. İlgili kamu davasının açılmasından sonra, "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak" suçunun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda tekrar kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez. Dikkat çekmek isteriz ki CMK 171 hükmünde öngörüldüğü üzere ertelemenin ortadan kaldırılarak kamu davasının açılması için genel kural "erteleme süresi içinde yeni bir suç işlenmesi" iken "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak" suçu bakımından erteleme süresi içinde suç işlendiğine ilişkin kesinleşmiş mahkumiyet hükmü aranmamakta, ihlalin tespiti yeterli görülmektedir. Nitekim TCK 191/5 maddesinde erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmasının ihlal nedeni sayılacağı ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmayacağı açıkça hükme bağlanmıştır.
2. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının zorunlu tutulduğu bir diğer husus, CMK 253 kapsamında taraflar arasında uzlaşmanın sağlanması ile birlikte uzlaşma ediminin def'aten yerine getirilebilecek nitelikte olmamasıdır. Şüphelinin üstlendiği uzlaşma ediminin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde şüpheli hakkında CMK 171 hükmünde öngörülen şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilecektir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmesi halinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilecek, edimin yerine getirilmemesi halinde ise CMK 171/4 maddesinde öngörülen şart aranmaksızın kamu davası açılacaktır.
3. Yine 6352 sayılı Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesi ile, 31.12.2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adli para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren suç sebebiyle başlatılmış olan soruşturmalar kapsamında CMK 171 hükmünde öngörülen şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verileceği hükme bağlanmış, bu karar Cumhuriyet savcısının takdirine bırakılmayarak zorunlu tutulmuştur. Önemle belirtmek gerekir basın-yayın adı altında olup kamuyu bilgilendirme amacı içermeyen ve kamusal tartışmaya katkı sağlamayacak tehditler ve nefret söylemleri bu korumadan faydalanamayacaktır (Ceylan AYANOĞLU, Dan: Prof. Dr. Ayşe NUHOĞLU, Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Bahçeşehir Üniversitesi, 2022, s.70). Bu kapsamda hakkında erteleme kararı verilen kişinin karar tarihinden itibaren üç yıl içinde basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenen yeni bir suç işlememesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilecektir. 6352 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi kapsamında işlenen suçlara ilişkin olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, genel kurala ve uygulamaya bir istisna getirilerek, madde kapsamına giren suçlardan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmiş olması halinde dahi, bu madde hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
4. Üst sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma veya kovuşturmalar; şüpheli veya sanığın yabancı devletin vatandaşı olması nedeniyle Türkiye'de hazır bulundurulamaması veya adli yardımlaşma yoluyla savunmasının alınamaması hali ile Türk vatandaşı olan şüpheli veya sanığın yabancı devlette mutat olarak bulunması veya delillerin bu devlette olması nedeniyle devrin gerçeğin ortaya çıkarılmasına imkan vermesi halinde yabancı devlete devredilebilmektedir. Devre ilişkin ilgili adli merciin talebi ve Adalet Bakanlığı'nın olumlu görüşü üzerine yabancı devlet tarafından devir talebi kabul edildiğinde, koşullara ve sonuçlarına bakılmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Suça ilişkin olarak yabancı adli merci tarafından dava açılması halinde kişi hakkında takipsizlik kararı verilecek, dava açılmaması halinde ise soruşturmaya devam edilebilecektir. Yabancı devletin devri kabul etmemesi ya da devrin kabulü kararından vazgeçmesi hallerinde ise soruşturmaya kesin olarak devam edilecektir.
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilecek olan suçlara ilişkin genel kural, üst sınırı üç yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlar olmakla birlikte, kanun koyucunun istisnai olarak belirlediği bazı suç tipleri bu hüküm kapsamı dışındadır. Buna göre; suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar, kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle veya kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen suçlar ile asker kişiler tarafından işlenen askeri suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlara ilişkin olarak yürütülen soruşturmalar kapsamında şartlar gerçekleşmiş olsa dahi kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilememektedir.
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi halinde 5 yıllık erteleme süresi içinde şüpheli tarafından ertelemesi süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmemesi halinde Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilecektir. Bu noktada hatırlatmak gerekir ki suçun işlendiği tarihten itibaren TCK 66 hükmünde öngörülen sürelerin geçmesi halinde dava zamanaşımı dolmakta ve soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına, kovuşturma aşamasında ise davanın düşmesine karar verilmektedir. Ancak kamu davasının açılmasının ertelenmesi, dava zamanaşımını durduran bir durum olması sebebiyle erteleme süresi zarfında zamanaşımı işlememektedir. Bu suretle alternatif çözüm yolu olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının zamansal açıdan mağduriyet yaratmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Nitekim onarıcı adalet anlayışının bir yansıması olarak menfaatler arasında denge kurmayı hedefleyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumunun yalnızca ceza yargılamasının iş yükünü azaltan bir araç olarak değil, aynı zamanda ceza adaletinin bireyselleştirilmesine, mağdurun zararının giderilmesine, suç işlenmesinin önlenmesine, bu vesileyle bireylerin topluma kazandırılmasına hizmet eden bir mekanizma olarak değerlendirilmesi isabetli olacaktır.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.











